Lila Dünya
25 Ocak 2012
Var mı daha orjinali!
Ev dekorasyonuna meraklı ve yaklaşık 2 yıl önce taşındığı evini özenerek, zamana yayarak, araştırmalar yaparak döşeyen ve benim de çok sevdiğim bir iş arkadaşımın sanırım en orjinal uygulaması bu oldu. Yağlı boya tabloyu doğrudan duvara yaptırdı. Gerçi ailecek gittikleri bir restorandan ilham almışlar ama gene de bunu eve uygulatmak cesaret işi ve de nadir rastlanan-benim ilk-bir şey. Ama cesaretine değdi bence. Eve girer girmez insanın dikkatini çeken ve gözlere ziyafet sunduğu gibi neşe de katan bir duvar dekorasyonu oldu. Ters dubleks olan evin aşağı kata inen merdiven boşluğu böylece denize kavuşan neşeli, sıcak bir İtalyan sokağına dönüştü.
20 Ocak 2012
Bir kış klasiği ve iştahsız çocuk sendromu
Bu renkli ve dikkatli bakıldığında hayvan figürlü olduğu anlaşılan makarnalar her markette satılıyor. Güya domates ve ıspanaktan alıyormuş rengini..doğru olsa da besleyiciliğini almış olacağını hiç sanmam. Yani bunu çocuğun önüne koymanın, bununla da yetinmeyip bloga eklemenin ne anlamı var dimi ama!! Olay şu: benim oğlum bu saçma makarnaları dahi yemeyecek kadar iştahsızlaştı...artık besleyicilik, vitamin, yemek seçme işinin önüne geçme gibi her türlü kaygıdan vazgeçip neyi yiyecekse bari onunla midesi dolsun kabulüne geçtim. (hatalı mıyım bilmem-zaten bu denediğim bilmem kaçıncı politika..tutmazsa bir başkasına geçerim)
Yemek başlar; 2 kaşık sonra biter: "Benim midem doyduğunu söylüyor"
Peki, napalım...
13 Ocak 2012
Carpe Diem
Forward maillerden biri...
Eflatuna sormuşlar, insanoğlunun şaşırtan davranışları nelerdir diye,
Eflatun:
1- İnsanoğlu çocukluktan sıkılır, büyümek için acele eder, sonrada çocukluğunu özler
2- İnsanoğlu para kazanmak için önce sağlığını harcar, sonrada kaybettiği sağlığını geri kazanmak için parasını.
3- İnsanoğlu hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar sonrada hiç yaşamamış gibi ölür.
4- Hayata hazırlanmaya o kadar çok zaman harcar ki, sonrada hayatı yaşamaya zamanı kalmaz.
5- İnsanoğlu geleceğini o kadar çok düşünür ki, bugünün avuçlarının içinden aktığını fark etmez bile.
Oysaki hayat ne geçmişte ne gelecek yalnızca bu içinde bulunduğumuz anda yaşanır demiş.Ne yaşadıysak bir başımıza yaşadık.... En iyisinden en kötüsüne Ve bilhassa yaşadıklarımızın en iyisinde, Yapayalnızdık... Bir iyi habere yalnızlık sırasında mı ulaştık....deyince aklıma 'ölü ozanlar derneği' geliyor.Tanpınar'a göre zaman denilen şey iç içe geçmiş anlardan oluşmuş bir olgu. çizgisel bir düzleme indirgenemez. Anı ne kadar iyi yaşarsak zamanı o kadar iyi yaşarız. Doğu anlayışı da anı yaşamaktan geçer zaten..ne dün ne bugün ne de yarın gönlünün istediği gibi yaşamalısın dolu veya boş çünkü hayat senindir sen onu yönlendirmelisin ve senin hanene kaydediliyor her şey gerisi boş
Carpe Diem...
24 Aralık 2011
Un kurabiyesi
Yeni, değişik tarifleri deneyeceğim derken en klasik, en kolay, en beğenilen tarifleri atlıyorum çoğunlukla. Hafta içinde bir un kurabiyesi ikram edilince bu lezzeti özlediğimi fark ettim. Eh, aksiyon insanı olmak lazım! :)
Ama bendeki tarife göre daha gevrek daha lezzetli tarif bulabilir miyimki diye kısaca bir gezindim siteler arası ama kısa sürede o yönde ifadeler içeren bir kayda denk gelmeyince zaten hiç yetiremediğim zamanımı harcamayıp elimdeki tarifi tekrarlamaya karar verdim.
- 1 paket oda sıc. margarin
- 1 çay bardağı pudra şekeri
- 3-3,5 su bardağı un
- 1 paket vanilya
Yapılışı:
- hamur malzemeleri yoğurulup şekil verilir
- ben 150 derecede uzunca bir süre pişirdim-yada bana uzun geldi, saat tutmadım ama üzeri hemen kızarmasın diye dereceyi düşük tuttum velhasıl
- fırından çıkarıp ilk sıcağı çıktıktan sonra üzerine pudra şekeri serpilir.
- bu arada denemeyi düşünebileceklere ufak bi öneri: üzerine serpilecek pudra şekerine az miktarda tarçın eklenince de güzel bir lezzet çıkıyor ortaya!
21 Aralık 2011
3 Aralık 2011
Alternatif Poğaça harçları
Yapımı çok basit:
-
soğanlar kavrulur
- kıyma eklenir, pişene kadar kavrulur
- ayrı bir yerde haşlanıp süzülmüş olan yeşil mercimekler
- ve arzuya göre baharat eklenir.
- poğaça hamurunu tarif etmeyeceğim, zaten binlerce tarif mevcut içinde gezindiğimiz siber alemde...
Afiyetler...
28 Ekim 2011
Türk Pasaportu
Yapımına 2007'de başlandığını ve ilk defa Altın Koza'da seyirci karşısına çıktığını öğrendiğim belgesel, Fransa'da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı musevilerini Nazi askerlerinden korumak ve güven altında vatan toprağına ulaştırmak için çabalayan bir avuç türk diplomatının mücadelesini anlatıyor. Dönemin tanıklarının anlatımıyla ilerleyen belgeseli hem konu hem işlenişi itibarıyle çok beğendim. Peki nerde seyrettim? Belgeseli özel kaynaklardan elde ettiğini söyleyen sinema aşığı bir arkadaşım sayesinde izleme şansı buldum. Arkadaşım türk sinemasına her zaman sinemaya giderek destek olur ve buna teşfik eder aslında ama saolsun bu sefer kıyak geçti :)))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)