23 Şubat 2017

Çikolata







Küvertür beyaz çikolatamızı nerdeyse iki akşamda bir eritip bişileri bandıra bandıra yiyoruz çocuklarla..bu akşam da eritip kendi çikolatamızı üretelim dedik...ev yapımı karamel, tuzlu yer fıstıkları, beyaz çikolata mmmm
Bir diğeri de beyaz çikolata üzeri ufalanmış kakaolu pötibör bisküvi





12 Ocak 2017

Kapşonlu sweat

Dikişe sardırdım...bu hafta kursa hiç fire vermeden gitmeyi planlıyordum ama maalesef hesapta olmayan grip engeli kızımı sardı sarmaladı:( belki de en ağır hastalığını geçirmekte olan Nevoş iyileşsin daha çook projem var sırada...bu hafta oğlana bayıldığı uzay temalı penyeden sweat dikebildim...en çok beli zorladı, ilk denemem olduğundan belki de...






19 Aralık 2016

Kış temalı kanaviçe çalışmam


Temsili Kayrayla Neva :))) Kayranın ilk yorumu ise: "Ama ben daha çok yoruluyorum..!" Allahım sana geliyorum :))))

Diğer bazı kanaviçelerimi de arşivleyeyim şuraya










15 Aralık 2016

Ispanaklı pizza

Gibi birşey desek daha yerinde olur sanırım...taban un su tuz karışımlı mayalı hamur. Üzeri çiğden ıspanak, 1 baş soğan, bir miktar lor, tuz ve baharat karışımı. Bir süre piştikten sonra da üzerine domates dilimleri, çarliston biber ve kaşar yerleştirdim. Pişerken ıspanak suyunu saldı, eyvah hamur çamur olcak dedim ama yeterince kızartınca o suyu geri çekiyor ve hamur da normal kızarıyor. 




18 Kasım 2016

Ev yapımı sirke

Denk geldi bu ara, üst üste evde sirke yapanlarla bu muhabbeti yapınca pek bi özendim...bendeee diyerek yola çıktık bakalım. Bir sitede 40 günde olduğu yazıyordu, tanıdığım biri keskin koku çıkınca olmuştur dedi...bakıp görcez! 



Elma sirkesi olacak kendileri inşallah. Yaklaşık 2 lt kaynatılıp soğutulmuş su, 1 tatlı kaşığı tuz, 2 yemek kaşığı bal, 1/2 çay bardağı nohut, 1/2 çay bardağı bulgur ve 4 küçük elmanın kalınca kesilmiş kabuklarını koydum, tülbentle örttüm, kilerde dolap içine yerleştirdim. Yani tarifi yazdım da tutup tutmayacağı henüz garanti değil, sorumluluk almam :) 


29 Ekim 2016

Lavanta etkinliği

Niye LavanDa yazdım...valla pinterestte bulduğum görsellerde hep öyle yazıyordu..tek kelimelik (bonjour) fransızcam olduğundan ancak bir tahminle fransızca olabilir deyip geçeyim... :)



Bu henüz bitmedi...kese olarak yola çıktım ama galiba kıyamayıp çerçeveleyeceğim...bakalım...


2 Ekim 2016

Sakarya Türküsü


İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya’nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu’nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!


Necip Fazıl Kısakürek


İçimden böyle geldi....